17 Aralık 2011 Cumartesi
16 Aralık 2011 Cuma
3 Aralık 2011 Cumartesi
1 Aralık 2011 Perşembe
münacaat(YAKARIŞ)
münacaat
hakka bağlı gider cümle yolları
hu çeker hem döner garip kulları
Bektaşi bağında açar gülleri
Gülün goncasıyız yoldurma güzel
Abdal Musa Sultan yanar tutuşur
Hakikat bağında güller yetişir
Derviş Yunus gibi bülbül ötüşür
Bülbülün diliyiz susturma güzel
Kızıl Deli Sultan ledün çiçeği
Aşık dile gelir söyler gerçeği
Seyyid Cemal Sultan ilim bucağı
İlmin noktasıyız çizdirme güzel
Gül Baba şehittir uzak illerde
Mekan tutmuş Hacım yüce bellerde
Bir Turab-i Veli kaldı dillerde
Dilin şekeriyiz ezdirme güzel
Sarı Saltuk Baba,Karaca Ahmet
Ezel meclisinde buldular rahmet
Taptuğ’un elinden çekmeden zahmet
Zahmetin bilmişim çektirme güzel
Hızır Abdal derki aşkı bana ver
Zerresi uğruna ölmeye değer
Şahit ol sıtkıma ey Pirim Hünkar
Bağladım sıtkımı çözdürme güzel.
Duâ-i Nâdi Aliyyen: Ali’ye Yalvarma(Ali’yi Çağırma) Duası
DUÂ-İ NÂDİ ALİYYEN
Duâ-i Nâdi Aliyyen: Ali’ye Yalvarma(Ali’yi Çağırma) Duası:
“Bismillahirrahmanirrahim. Nâdi Aliyyen mazharal-acâib teciduhu avnen leke fi’n-navâib: lî ila’llahi hâceten. Küllü hemmin ve gammin seyencelî bi-azametike ya Allah ve binûri nübüvvetike ya Muhammed ya Muhammed ya Muhammed ve bi sırrı velayetike yâ Ali yâ Ali yâ Ali. Edriknî yaâAli yâ ebe’l Hüseyn yâ ebe’l- Hüseyin yâ ebâ Turâb yâ ze’l-celâlî ve’l cemali ve’l-heybeti ve’l kemal. Allahümme bi-hakkı Hüseyn ve ehîhi ve ümmuhu ve ebîhi ve ceddihî ve benîhi-Hallesna min külli hemmin ve ğammin yâ erhamü’r-rahimîn. Ya mukallebe’l- kulûb ve’l-ebsar, kallib kulubena ve bassir besâirena bi-hakkı rızâike ve rü’yeti Ligâike. Aleyke i’timâdî ve fîke i’tikâdî. Fe’stur uyûbenâ yâ settâr vağfir zunûbenâ yâ ğaffâr bi-hürmeti âlike’l-ahyâr. Ve sallallahû alâ seyyidinâ Muhammed ve âlihi ve’tezethü’t-tayyibîne’t-tâhirîn ve’l-hamdûlillahi rabbi’l-âlemîn”
“Bağışlayan ve çok acıyan Allah’ın adıyla. İnceliklerin sahibi olan Ali’yi çağır, sıkıntıda olduğunda onu sana yardımcı olarak bulursun: Allah’a bir dileğim var. Her gam ve keder ey Allah’ım senin büyüklüğünle ve ey Allah’ın resûlü yâ Muhammed yâ Muhammed yâ Muhammed senin peygamberliğinin nuruyla ve yâ Ali yâ Ali yâ Ali senin velayetinin sırrıyla giderilecektir. Ey olgunluk, heybet, güzellik sahibi, ey Turâb’ın babası[1][30], ey Hüseyin’in babası bana yardım et, bana yetiş, imdat et. Ey Allah’ım Hüseyin’in, onun kardeşinin, babasının, dedesinin ve oğullarının hürmetine bizi her türlü gam ve kederden kurtar. Ey acıyanların, bağışlayanların en büyüğü, ey kalpleri değiştiren, kalplerimizi senin tarafına çevir. Ey Allah’ım rızan ve cemalin hürmetine. Sana dayanıyorum, sana güveniyorum. Ey ayıp örtücü ,ayıplarımızı ört, ey bağışlayıcı olan rabbimiz, kusurlarımızı bağışla. Bunları bize iyi kulların hürmetine nasip et. Selâtu selam temiz ve pâk olanlara olsun. Şükür ise, âlemlerin rabbi olan Allah’a olsun.
“Allahümme salli ala cemâli Muhammed ve kemâli Ali ve’l-Hasan ve’l-Hüseyin, salavatullahi aleyhim ecmaîn”
“Allah’ım salât u selam Muhammed’e, Ali’ye Hasan ve Hüseyin’e olsun. Allah’ın selamı hepsinin üzerine olsun.
Aşura ve İmam Hüseyin
Aşura ve İmam Hüseyin
İmam Hüseyin;zulme karşı direnişin,kine karşı mutlak aşkın,ihanete karşın sadakatin,batıla karşın Hak olanın ölçütü olmuştur daima.O sönmeyen bir meşale misali hakiki müminlerin gönüllerini Nebevi yurda çeviren pusuladır.Onun Kerbela çölündeki azim ve kararlılığı ümmetinin kurtuluşunu talep eden Peygamberin merhametinin tecellisidir.Suya değil Hakka susamış bu aşkın süvarileri atlarını aşka sürmüşler ve o kevserden doya doya içmişlerdir.Onların her biri ufkumuza imza atmış Allah erleriydi…
Hz. Peygamber hayatı boyunca Kuran ve Ehlibeyt konusunda ümmetini uyarmış onlara riayet etmelerini telkin etmiştir.Zira kendisinden sonra tam ve sağlam,bulanmamış kaynak bu iki emanetti.Efendimiz birçok değişik yer ve zaman dilimi içinde bu gerçeği dile getirmiştir.İslam tarihi bu gerçeklerle yoğrulurken birileri bu gerçeğin üzerini örtmeye çalışmıştır.Bu yazımda Sefine hadisi olarak bilenen ve birçok hadis kaynağında rivayet olunan “Benim Ehlibeytim Nuh’un gemisi gibidir.Ona binen kurtuluşa erer ,binemeyen helak olur.” Hadisine değinmek istiyorum.Zira bu mübarek ayda “bir saatlik tefekkür 70 saatlik “ ibadetten yeğdir sözünün biraz hakkını vermemiz gerek.
Aşura gününü Adem’den (as) Hatem’e ( saa ) kadar gelen tüm peygamberlerin kurtuluş günü,inananların kıvanç duyması gerekli bir gün olduğu üzerinde durmak gerekir.Sıhhati tartışılan bu tür rivayetlerin Aşura günü olmuş olması ihtimali biz Ehlibeyt taraftarlarını üzecek değil tabii.Ancak;bütün bu rivayetleri öne çıkaracak İmam Hüseyin’in kıyamı,şehadeti gölgede bırakılıyorsa burada durmak gerekir.Bir Emevi Canbazlığı neticesinde bir uyanış ,bir maten günü olan Aşura bayram havasına çevrilmiştir.Toplumsal bilinci silmek istiyorsanız alternatif değerler üretmelisiniz.Nitekim Emevi zihniyeti bunu yaptı.Zira gönülleri kana bulayan bu vahim olay Müslüman vicdanında gittikçe dalga dalga yayılıyordu.Bu Emevi zorbalarının korkulu rüyasıydı.Emevilerin yıkılmasına sebepte her şeye rağmen unutulmayan Kerbalanın intikamı olmuştur.Buda Emevi iktidarının politikalarıyla ne kadar kurnaz olduğunun göstergesidir.
Bu baskı zulüm ortamında kimileri bu yası yaşatma çalışırken kimileride Aşura çorbası (tatlısı)yaparak bu günü yad etmişlerdir.Daha düne kadar camilerde minberlerde hiç utanılmadan sadece ve sadece Nuhun gemisi anlatıldı.Bu bir ar meselesi,bu bir Peygamber aşkının nişanesi olması gerekirken bizler hutbelerde ağzımızı geveledik.Aşure çorbası veya tatlısı bir Emevi adetidir.Bu tarihi bir gerçektir.Ancak Alevi toplumu bu Emevi aldatmacasını tersine çevirerek yasla geçirdiği matem ayını en az oniki çeşit meyveden oluşan bu çorbayı İmam Hüseyin aşkına yapmıştır,yapmaktadır.Düşmanın bir hilesini kendi aleyhine kullanan Alevi toplumu aynı silahla Hz.Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin davasını canlı tutmuştur.Bugün yavaşta olsa toplumun tüm kesimlerinde Hz.Hüseyin şuuru oluşmaya başlamış durumdadır.Buda olsa olsa İmam’ın (as) bereketindendir.
Hz. Nuh’un (a.s) On muharremde tufanda kurtulduğu zayıf bir rivayet olsa da burada ince bir hikmet vardır.Nuh Nebi kendi kavminden çok çekmişti ve uzun yıllar tebliğde bulunmasına rağmen kendisine 70-80 kişinin tabi olduğu ve gemiye binenlerin de bu kadar kişi olduğu rivayet edilir.Peygamberin Ehlibeyt’i Nuh ‘un gemisine benzetmesi ve her iki olayın aynı tarihte gerçekleşmiş olması Peygamber mucizesidir.Zira Nuh hakkı temsil ederken İmam Hüseyin de İslamın yıkılmaması için çaba sarfetti.Nuh Nebi yeryüzündeki yeni bir sayfa açarken İmam(a.s)zulümle dolu ,fasık bir harekete karşı izzet ve iman için yeni bir mücadele tarihini başlattı.Nuh’u oğlu bile terk ederken İmam ise kendisini davet eden bir ümmetin ihanetini gördü.Nuh’un yaşadığı olayda büyük bir tufan,su kütlesi varken İmam(as) evladına bir damla suyu esirgeyen hainlerle etrafı çevrilmişti.Bugün her dilden,her renk ve ırktan insan Hüseyin’in matemini tutuyor ve göz yaşları onun için akıyor.Çorbanın kaynadığı su o ümmetin müşterek gözyaşıdır.Ve kaynayan her bir meyve,tane bu yolda rengini,kokusunu,tadını veriyor tıpkı yetmiş iki yarenin bu davaya kattıkları ruh gibi….Selam olsun Evladı Resule…Hüseyni yüreklere…
Kahkûlüne tutunmuş yüreklerimiz
Aşıkların şulesi sensin ya Hüseyin…
Bir katık sun kafesteki bu kuşa
Örülmüş yollarım;kanadım sensin ya Hüseyin…
Devasını arayan dertliler misali
Bin devayı terk ettim,derdimsin ya Hüseyin…
Ayağının tozu hicranımın merhemidir
Merhemi canıma süren sensin ya Hüseyin…
Aşıkların şulesi sensin ya Hüseyin…
Bir katık sun kafesteki bu kuşa
Örülmüş yollarım;kanadım sensin ya Hüseyin…
Devasını arayan dertliler misali
Bin devayı terk ettim,derdimsin ya Hüseyin…
Ayağının tozu hicranımın merhemidir
Merhemi canıma süren sensin ya Hüseyin…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)